Antalya ve çevresi muhteşem bir doğaya sahiptir. Bundan dolayıdır ki yüzlerce yıllık bir geçmişi barındırmaktadır. MÖ. II. Yüzyılda Pergamon Kralı Attalos II yeryüzündeki cenneti aramaktaydı. Gezileri sonucu Akdeniz kıyılarında tarifsiz bir bölgeye rastladı: Geniş kumsalları, gürüldeyen şelaleleri, yemyeşil ormanları, egzotik çiçek türleri ve zirvesi karlı Toros Dağları ile daimi harika bir iklim. "İşte burası!" diye düşünmüş olmalı ki şehri hemen ele geçirerek kendi adını verdi "Attaleia".
Daha sonra Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular şehirde uygarlıklarının izlerini bıraktılar. Antalya, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de önemli bir liman kentiydi.
Çevre...
Gerek Antalya gerekse civarında pek çok mesire yeri, doğal ve tarihi değerler mevcuttur. Buralarda insanlar kendilerini hem huzurlu hisseder, hem de tarih ile doğanın iç içe geçmiş güzelliğinin tadına varabilirler. Su sporları olsun, dağ sporları olsun, her türlü etkinliklere imkan tanıyan bu bölgeye, senenin herhangi bir döneminde gelmek için tereddüde yer yoktur.
Mart ve nisan aylarında, sabahları Saklıkent'te kayak yapıp öğleden sonra denize girebilir veya yat limanının güneşli bir kafesinde yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Bahar ve sonbahar dönemlerinde gerçekleşen pek çok kültürel faaliyetlere tanık olup bunları izleyebilirsiniz. Her sene ekim ayında Antalya Altın Portakal Film Festivali'ni yaşayabilirsiniz. Antalya civarındaki ulusal parklara giderek buralardaki "Thermessos, Olympos ve Perge " gibi antik şehirleri görebilirsiniz.
DÜDEN ŞELALESİ
Düden şelalesi iki kez harikalar yaratır. Birincisi Lara plajı yolunda 50 m yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Diğeri ise Antalya'nın 15 km kuzeyindedir. Şelalenin arkasındaki mağaraya girmek bir rüya aleminde olma hissi uyandırır.
KURŞUNLU ŞELALESİ
Antalya havaalanından yaklaşık 11 km uzaklıkta bölgenin en güzel piknik alanlarından biridir. Şelalenin yanında bulunan çok zengin bir bitki örtüsü ve "bitki tüneli" olarak adlandırılan bölümü ile mutlaka görülmesi gereken bir doğa harikasıdır.

PERGE
Antalya'nın 17 km doğusunda Aksu kasabasından 2 km'lik asfalt bir yol (yaya 15 dakika) Perge harabelerine götürür sizi. Kentin adına ilk kez M.Ö. 334'te büyük İskender'in buradan geçtiği sırada rastlanır. Daha sonra Bergama'nın egemenliği altına giren kent, Bergama'dan vasiyet yoluyla Romalılara geçmesiyle Roma'ya tabi olur.
THERMESSOS
Antalya kentinin 10 km kuzeyinden çıkıp, sonra sola, Korkuteli yoluna saparsanız, Antalya kentinden 34 km kuzeybatıda, anayoldan 9 km içerdeki Thermessos antik kentine ulaşırsınız. Homer, İliada destanında Bellerophontes isimli kahramanın Argoslu savaşçılarla birlikte, dağlık bölgede yaşayan. Thermessoslular'la savaştığını bildirir. Thermessos'u ziyaret etmek isterseniz, size tavsiyemiz, sabah erken saatlerde yola çıkın, sağlam ve yürüyüşe uygun rahat ayakkabı giyin.
ASPENDOS (BELKIS)
Antalya'ya 50km uzaklıkta Serik ilçesinin 8 km doğusunda, Köprü çayı(Eurymedon)nın dağlık bölgeden düzlüğe ulaştığı yerde kurulmuş olan antik kent tarihin en imarlı ve en zengin kentlerinden birisidir. Dünyanın antik devirden kalan en iyi korunmuş tiyatrosu buradadır. M.S. 2. yüzyılda Aspendos'lu mimar Zenon tarafından yapılmış olan tiyatro, 15 bin kişiyi rahatlıkla alabilecek büyüklüktedir. Aspendos tiyatrosu mükemmel bir akustiğe sahip olup, günümüzde de birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
SİDE
Manavgat'tan 6 km güneybatıda 400 m. genişliğinde , 800 metre uzunluğunda bir yarımada üzerinde yer alan bu antik kentin, Yunan topluluklarından önce yerli bir ırk tarafından kurulduğunu göstermektedir. Helenistik dönemde Yunanlar şehri bulmadan önce, Cilicia'lı korsanlar burayı köle pazarı olarak kullanmışlardır. Side'de Roma dönemine ait bir tiyatro ile küçük bir müze bulabilirsiniz. Ayrıca çok güzel bir kumsala sahiptir.

MANAVGAT ŞELALESİ
Perge, Aspendos, Side gibi görkemli antik kentleri gezdikten sonra bunaltıcı sıcaklarda mola verebileceğiniz serin bir köşedir Manavgat şelalesi. Şelalenin hemen yanında bulunan lokantalarda balık yiyebilir veya buz gibi biranızı serin sulara bakarak yudumlayabilirsiniz.
SILLYON
Perge'yi 10 km kadar Side yönünde geçince sola yoldan 5 km içerde, 80-90 m. yüksekliğinde Antalya ovasına hakim 160-200 rakımlar arasında değişen genişçe bir plato görürsünüz. İşte antik Sillyon kenti bu plato üzerinde kurulmuştur. Eski bir kaynakta, "Kbyra", doğal savunma güvenliğine sahip şekilde kurulmuştur." denilmektedir. Antik Sillyon' dan günümüze yalnızca şehrin caddeleri ve dağa giden merdivenler gelebilmiştir.
SELGE
Aspendos'tan 15 km kadar sonra Side yönünde ilerleyince sola, Beşkonak yoluna saparsanız, 40 km kadar içeride 1.000 metreye kadar tırmanan biraz yorucu, fakat buna karşın doğa güzellikleri içinde Strabon'un Pisidya kentlerinin en önemlilerinden biri olarak gösterdiği Selge'ye ulaşırsınız.
PHASELIS
Kemer'den 15 km kadar Finike yönünde gidildiğinde, anayoldan sola 2 km saparsanız, bir küçük müzeden sonra, kentin deniz kenarındaki kalıntılarına ulaşılır. Heredot kentin bir Dor kolonisi olduğunu ileri sürer.

OLYMPOS
Antalya'dan 70 km güneyde deniz kenarında ve ilk kez 1811 'de Beaufort tarafından yeri belirlenen bu kentin, M.Ö.168-78 yılları arasında Likya birliğine ait gümüş sikkeler bastığı bilinmektedir. Olympos Likya birliğine dahil olmuş, birlikte üç oy hakkına sahip 6 kentten biri idi.
YANARTAŞ Chimaera (ÇIRALI)
Yanartaş'ın klasik Yunan mitolojisinde önemli bir yeri vardır. Zeus'un oğulları arasında Olympos dağında yaptırdığı yarışmada Herakles'in birinci gelmesi, bunun Olimpiyat oyunlarına başlangıç kabul edilmesi ve Olimpiyat meşalesinin tutuşturulmasında Yanartaş'ın rolü büyüktür. Yunan mitolojisine göre kahraman Bellerophon kanatlı atı Pegasus ile alev püsküren Chimaera'yı yok etmiştir
Yanartaş, yerden fışkıran bir alevdir ve Homer 'in de İliada destanında sözünü ettiği gibi binlerce yıldan beri durmadan yanmaktadır. Akşam saatlerinde dağın üzerinde ateşin yansıması gözlenebilir.
DEMRE & MYRA
Finike'den Kaş'a kadar uzanan yol üzerinde birbirinden güzel koylar, antik kentler, Likya kaya mezarları ve daha birçok güzellik sizinle tanışmak için can atıyor.
Myra'nın ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, mezar kabartmalarından kentin Helenistik dönem öncesinde M.Ö. 5. yy'da var olduğu sanılmaktadır. Aziz Nikola kilisesi, Likya surları üzerinde bir ortaçağ kalesi, antik tiyatro, dağa oyulmuş onlarca kaya mezarı ve sarnıçlar mutlaka görülmelidir. Çocukların kutsal koruyucusu aziz Nicola'nın da (Noel Baba) Myra'da yaşadığı ve öldüğüne inanılmaktadır.
KEKOVA
Sualtı arkeolojisi açısından büyük önem taşıyan Kekova adasının büyük bölümü sualtındadır. Burada batık bir kent vardır. Ada, tekne gezintilerinin başlıca duraklarındandır.

|